ÖZEL EĞİTİMİN SORUNLARI VE BAZI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden özürlü çocuklardan bazılarının sağlık kurulu raporunun yenilenmesi sürecinde sorunlar ortaya çıkmaktadır. 

Özür türü nedeniyle (otistikler gibi), bazı gelişmeler kaydetmiş olduğu için, eksik ve yanlış değerlendirmelerle rapor yenileme döneminde özür derecesi düşük olarak belgeleme yapılmakta, bu nedenle bazı özürlü çocuklar gelişim ve eğitim yardımı alamadıkları için özel eğitim ve rehabilitasyona devam edememektedir.  

Merkezlerde çalıştırılabilecek olan; Uzman personel çeşitliliğinin dar olduğu, Yetişmiş eleman sayısının kısıtlılığı, uzman personelin sayısının yetersiz olması nedeniyle çok yüksek düzeylerde ücret talep etmeleri önemli bir sorun oluşturmaktadır. 

Buralarda görev yapabilecek olan personelin çeşitli disiplinlerle takviye edilerek, hizmet içi eğitimden geçtikten sonra, örneğin; Beden Eğitimi öğretmenlerinin de sınıf öğretmenleri gibi, düzenlenecek kurslar, hizmet içi eğitim vb. uygulamalarla donanımlarının artırılarak istihdam edilmesi sağlanmalıdır. (NOT: 1 HAZİRAN 2006 Tarihi itibarıyla oluşacak personel sıkıntısı bertaraf edilinceye kadar. Yoksa, her branşı elbette kendi uzmanı vermelidir.)  

Ve de bu alanlarda yurt dışında okuyan personelin denklikleri kabul edilerek çözüm bulunmalıdır. 

Yine bu alanda üniversitelerde bölümler artırılmalıdır.

Merkezlerin sosyal güvenlik kuruluşlarından aldığı gelişim ve eğitim yardımlarının düzenli alınamaması da diğer bir mali sorunu oluşturmaktadır. SSK ve Emekli Sandığı’nın yaptığı ödemelerin düzensiz olduğu belirtilmektedir.  

Diğer yandan özürlü çocuğun velisi tarafından bağlı olduğu kurumdan gelişim ve eğitim yardımının alınarak özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine ödenmesinin, yani ödemelerde velinin aracı olmasının yarattığı çeşitli sıkıntılar da sıklıkla üzerinde durulan bir diğer konudur.  

Velilerin bu yardımı aldığı halde merkeze ödemeyi geciktirmesi veya yapmaması buna rağmen eğitime ve rehabilitasyona devam eden merkezlerin maddi sorunlarla yüz yüze geldiği görülmektedir.  

Bu sorunun, gelişim ve eğitim yardımlarının merkezlere farklı yöntemlerle aktarılmasıyla (örneğin banka hesaplarına bu ücretlerin sosyal güvenlik kuruluşlarınca doğrudan yatırılması) aşılabileceği vurgulanmaktadır. 

Aynı konuda, yardımların ödenmesi için merkez tarafından velinin onayladığı vekaletin sağlanması yönteminin, bu vekaletlerin her yıl yenilenmesi gerekliliği nedeniyle pahalı bir işlem olduğu da görülmektedir. 

Ancak, Danıştay 10. Dairesi’nin 6.11.2002 tarih ve 2002/4187 E. No’lu kararı gereğince özel eğitim yardımlarının özel eğitim merkezi/ kurumları yerine, sigortalı, emekli veya hak sahibi çocukların velisine /vasisine yapılması gerekmektedir. 

Gelişim ve eğitim yardımlarının miktarı konusunda iki farklı görüş bulunmaktadır.  

Bu görüşlerden ilki alınan yardımların Türkiye koşullarında yeterli olduğu, ancak vergilerin ve harcamaların çok fazla olması nedeniyle bu rakamın yetersiz kaldığı yönündedir. 

Diğer görüş ise alınan yardımın verilen rehabilitasyon hizmetinin ve özel eğitimin karşılığı olmadığını, bu miktarın artırılması gerektiğini belirtmektedir. 

      Vergi yükünün çok ağır olması büyük bir sorun oluşturmaktadır, yaklaşık olarak         kazançlarının %45-70’inin çeşitli şekillerde vergilendirilerek devlete geri ödenmektedir, bu durumda merkeze ait giderlerle birlikte sağlanan kazancın, gerek uzman personel sağlanması, gerekse eğitime ve rehabilitasyona yönelik yeni yatırımların ve sosyal etkinlik gibi uygulamaların önünü tıkamaktadır. 

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden MEB’dan açılış onayı olanları ilgilendiren bir gelişme 31 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan bazı kanun değişiklikleriyle olmuştur.  

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 20. maddesi değiştirilerek: Okul öncesi eğitim, İlköğretim, Özel eğitim, Orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançların beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden muafiyeti” öngörülmektedir.

5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 8. maddesinin değiştirilmesiyle ise “Okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okulları ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan Vakıflara veya Kamu yararına çalışan derneklere bağlı rehabilitasyon merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançların beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden muafiyeti” öngörülmektedir.  

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi işletmecilerinin de aynı yasa kapsamına alınması gerekmektedir. 

Özel özel eğitim kurumlarında eğitim alan bireyler için; Rehberlik ve araştırma merkezleri, Kurumlar ve  Okullar arasında gerekli işbirliği ve eşgüdümün sağlanması gerekmektedir. 

Evde eğitim hizmetinin sağlanmalı için merkezlere yetki verilmesi ve seans sayılmalıdır. 

Üniversitelerde yapılan akademik çalışmalar, özel eğitim kurumlarının uygulamalarına yansıtılmalıdır. Özel eğitim gerektiren bireylerin ihtiyaçlarına yönelik hazırladıkları, uyarladıkları eğitim programlarının ulaşılabilirliği sağlanmalı ve yaygınlaştırılması yönünde sertifika programları düzenlenmeli, 

Özel özel eğitim kurumlarının talebi doğrultusunda üniversitelerde açılacak sertifikalı programlarla evde eğitim vermek üzere eleman yetiştirilmesi sağlanmalı, 

Hastanelerde tanı koyan tıp personelinin; Ayırıcı tanı ölçütleri, Risk gruplarının belirlenmesi, Ailelere psikolojik desteğin sağlanması, Erken özel eğitim konularında yeterli bilgilere sahip olmamaları nedeniyle aileyi yönlendirme ve destek olmada yetersiz kalmaları dolayısıyla eğitimin geç başlamasına neden olmaktadır. 

İlk ve orta öğretim kurumlarının eğitim programlarına özürlüler ile ilgili genel bilgilerin verildiği ders veya konulara yeterince yer verilmemesi, öğrenciler özel eğitime gereksinimi olan akranlarını tanımadıkları için kaynaştırılmalarında güçlükler yaşanmasına sebep olmaktadır. 

Müfredat içine özürlüler; ünite olarak  konmalıdır. 

Yönetmeliklerin tam olarak bilinmemesi ve uygulayıcılar arasında görüş birliğinin oluşamaması, uygulamada sorunlar ve yanlışlıklar yapılmasına neden olmaktadır. SSK’lar, Hastaneler, RAM, Milli Eğitim İlçe Müdürlüklerinde mevzuat farklı farklı yorumlanmaktadır. 

Tanı ve değerlendirmenin belirli bir süre içerisinde tamamlanamaması eğitime başlamada zaman kaybına neden olmakta; Hastane (rapor verilmesi uzun vadede zamana yayılmaktadır), RAM (eğitsel tanı için uzun vadede gün verilmektedir.) Hastane ortamında yapılan psikolojik ve gelişimsel test uygulamaları için, uzman personel, uygun ortam ya da materyal bulunmamaktadır. 

Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nde yeterli tesbit elemanı bulunmamaktadır.

Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nde her engel grubuna ve çoklu engele sahip bireylere göre;  Uygun testler,  Değerlendirme materyalleri, Bu test ve materyalleri uygulayabilecek uzmanlar bulunmamaktadır. 

Özel Eğitim Kursları Tip Yönetmeliği; Ölçme ve değerlendirme ekibi oluşturulması ile psikolog bulunan merkezlerde eğitsel tanı yapma imkanı vermektedir. Bu maddeden yola çıkarak merkezlerin eğitsel tanı yapma alanı genişletilmeli, Rehabilitasyon merkezlerine eğitsel tanılama yapma mecburiyeti getirilmelidir, buna ilişkin mevzuatta düzenleme yapılmalı ve bu rapor ile eğitim yardımı alınabilmelidir.. 

Erken alınan önlemlerle engellenebilecek özür türlerinin erken tanılaması için genel tarama programları yaygın olmalıdır. Tanılamanın mümkün olduğunca erken yaşta yapılması için tarama programları geliştirilmeli, her yeni doğan çocuğun tarama programından geçirilmesi zorunlu hale getirilmelidir. 

Eğitsel tanı ve değerlendirmenin belli bir süre içinde yapılması kurala bağlanmalı, (diğer ülke yasalarında olduğu gibi  30 gün sınırlaması getirilebilir) bu süre içerisinde birey eğitim hizmetinden yoksun bırakılmamalıdır. 

Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nde her özür grubuna ve çoklu özre sahip bireylere göre geliştirilmiş testler ve değerlendirme materyalleri geliştirilmeli ve uzmanlar bu materyalleri uygulayabilecek şekilde hizmet içi eğitimden geçirilmelidir. 

Rehberlik ve Araştırma Merkezleri ile özel özel eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezleri düzeyinde birimler oluşturularak eğitsel tanı, izleme ve değerlendirmelerin yapılması ve bu işlemlerin süreç halinde ele alınması gerekmektedir. 

Özel eğitim ve rehabilitasyon hizmeti veren tüm kuruluşlarla ve mevzuatla ilgili bilgiler bir merkezde Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı'nda toplanmalı, güncelleştirilmeli,  gerektiğinde ilgili kurumlara ulaştırılabilmeli, gerektiğinde kurumlar bu bilgilere kısa zamanda ulaşılabilmelidir. 

Genel eğitim programları özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ihtiyaçlarına veya özür gruplarına göre uyarlanabilir olmalı, bu konuda kılavuz kitapçıkları hazırlanmalı, bireyselleştirilmiş eğitim programlarının nasıl hazırlanacağına, uygulanacağına ve değerlendirileceğine ilişkin kılavuz kitapçıklar hazırlanmalı, bazı merkezler sorumsuzca davranarak ailelere, çocukları hakkında, “çocuklarının kısa sürede iyileşeceği, eğitimle “normalleşeceği” gibi  gerçekçi olmayan beklentiler içerisinde bırakmaları ve sonuç alamayınca da sık sık eğitim kurumu değiştirmelerine ve eğitim sürecini kesintiye uğratmalarına neden olmaktadır. 

Özel Özel Eğitimde de, devlet okullarında olduğu gibi, servis ve taşıma hizmetleri devlet tarafından karşılanmalı, veliye  bu konuda  yardımcı olunmalıdır.